Ellerini kalma

Son zamanlarda kendine değil de başka insanlara çok fazla vakit ayırmış ve değer vermişsin. Bu da senin içten içe sıkılmana ve yalnız kalma isteği ile dolmana neden olmuş. Bununla birlikte, sevdiğin bir insanla ufak bir tartışma yaşayacaksın ve bu da günün ilk saatlerinde enerjini düşürebilir. Sağ kolda uyuşma, karıncalanma, iğne batması gibi hisler karpal tünel sendromu, uzun süre hareketsiz kalma, sinir liflerini etkileyen hastalıklar, boyun fıtığı gibi pek çok nedene bağlı oluşabilir.Sağ kol uyuşması şikayeti kolun üzerine yatma veya yanlış pozisyonda uzun süre durma gibi basit bir nedenden kaynaklanabileceği gibi önemli bir hastalık belirtisi de olabilir. Doğa Belgeselleri türkçe dublaj 1080p olarak izle. Bu belgeseller konularına göre sıralanmış olup kanallarına göre sıralanmış halleri de bulunmaktadır. Kafanı toplamak için belki bir yerlere kaçabilirsin. Bu sana daha iyi gelecek. Arkadaşlarından biri senin kalbini kıracak gibi duruyor. Bu durum karşısında sessiz kalma ve kırıldığın noktayı belirt. Aranızdaki bağ daha da güçlenecek sonrasında. Yarın zaten görüşeceğiz ama sen lütfen evde kal ve ellerini yıka. Aşağıda, İki kişinin havada ellerini birbirine çakması için doğru cevabı bulacaksınız, eğer bulmaca'ü bitirmek için daha fazla yardıma ihtiyacınız olursa navigasyonunuza devam edin ve Arama fonksiyonumuzu deneyin. Gerçek hayatta kalma teknikleri öğrenmenin ardından sadece ellerini kullanarak barınaklar inşa etmen, araçlar üretmen ve avlanıp kendini koruyabilmek için silahlar yapman gerekecek. Sürekli olarak ormanın tehdidi altında, vahşi hayvanlara ve tropik hastalıklara karşı savaşacaksın. Maske takmayı ve ellerini yıkamayı unutma! Maske artık hayatımızın olmazsa olmazları arasında. Artık hepimiz evden çıkmadan anahtar ve cüzdanından önce maskemizi kontrol ediyoruz ama yine de bu önemli tedbiri tekrar hatırlatmak isterim. ... Vitaminden uzak kalma! Mevsim değişince C vitamini yönünden zengin meyveler ve ... En çok kullanılan gebe kalma pozisyonlarından biridir. Bu pozisyonda kadın dizleri ile erkeğin omuzlarına dayanır. Daha çok kilolu bayanların kullanması gerektiği bir yöntemdir bu yöntem sayesinde erkekten gelen spermlerin rahim ağzında birikmesi sağlanmış olur böylelikle gebe kalma olasılığı artar. Ankara'da Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Tutku Taşkınoğlu, İnfluenza virüsü şimdiye kadar bildiğimiz bilgilere göre ciltte yaklaşık 2 saat kalıyor. Corona virüs ise, 9 saat boyunca elin ... İstanbul Esenyurt’ta etkili olan şiddetli yağmurun ardından dehşete düşüren görüntüler ortaya çıktı. Su basan bodrum katta mahsur kalan bir kişinin ellerini dışarı çıkararak yardım istediği anlar saniye saniye görüntülendi.

Pandemi hastanesinde bir gün...

2020.10.01 15:14 sargibezifabrikasi Pandemi hastanesinde bir gün...

Pandemi hastanesinde bir gün... Diyarbakır'da pandemi hastanesi olarak hizmet veren Dicle Üniversitesi Hastanesinde, sağlık çalışanları ile korona virüs tedavisi gören hastaların bir günü kaydedildi Ailelerinden uzakta hastaların iyileşmesi için gecelerini gündüzlerine katan sağlık...
Pandemi hastanesinde bir gün...
Diyarbakır'da pandemi hastanesi olarak hizmet veren Dicle Üniversitesi Hastanesinde, sağlık çalışanları ile korona virüs tedavisi gören hastaların bir günü kaydedildi
Hidrofil Sargı Bezi Fabrikası 0507 996 6199 Fiyatları Toptan
Sargı Bezi Fabrikası - https://sargibezifabrikasi.com/
Metronom Müzik - https://www.metronomusic.com/
Akustik Sahne İstanbul - https://akustiksahneistanbul.com/
Kemençe Kursu http://www.kemence.com.t
Ailelerinden uzakta hastaların iyileşmesi için gecelerini gündüzlerine katan sağlık çalışanları, evlatları ile cep telefonu üzerinden görüntülü görüşerek hasret gidermeye çalışıyor
Çoğu zaman korona virüs hastalarına ellerini tutarak moral desteği veren sağlık personellerinin özverili çalışmaları görenlerin takdirini topluyor
DİYARBAKIR - Pandemi hastanesi olarak hizmet veren Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesinde sağlık çalışanları ile tedavi olan korona virüs hastalarının bir günü kayıt altına alındı. Zor şartlar altında ölüme meydan okuyarak görevlerini yapan sağlık çalışanları, evlatları ile cep telefonu üzerinden görüntülü görüşerek hasret gideriyor. Çoğu zaman korona virüs hastalarına ellerini tutarak moral desteği veren sağlık personellerinin özverili çalışmaları görenlerin takdirini topluyor.
Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına alan korona virüs salgınıyla Türkiye, 11 Marttan beri mücadele etmeye devam ediyor. Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından alınan tedbirlere uymayan vatandaşlardan bazıları, birkaç gün içinde kendilerini yoğun bakım odasında buluyor. Yoğun bakım ünitelerinde hayatta kalma mücadelesi içine giren vatandaşlar, sağlık çalışanlarının verdiği hizmetle yaşama tutunuyor. 7 gün 24 saat çalışarak pandemi sürecini en hızlı şekilde hafif hasarla atlatılması için ailelerinden uzakta çalışmalarına devam eden sağlıkçılar, aileleriyle cep telefonu üzerinden görüntülü olarak görüşebiliyor. Pandemi hastanesi olan Diyarbakır Dicle Üniversitesinde de sağlık çalışanları, korona virüs hastaları için gecelerini gündüzlerine katarak çalışmalarını sürdürüyor. Hastalar sağlık çalışanlarının bakımı haricinde moral ve motivasyona da ihtiyaç duyuyor.
Sağlık çalışanları ve hastaların bir günü kaydedildi
Pandemi hastanesinde bulunan korona virüs hastaları ile sağlık çalışanlarının geçirdiği bir günlük süre, kayıt altına alındı. Çekilen görüntülerde sağlık çalışanlarının mücadelesi ve hastaların durumları gösterildi. Görüntülerde koruyucu ekipmanlarını giyen sağlık personelleri, test olmaya gelen vatandaşlardan aparat aracılığıyla örnek aldığı görülüyor. Uzun süre ekipmanları ile kalan sağlık çalışanlarının maskelerini çıkardıklarında yüzlerinde izlerin kaldığı görülüyor. Yoğun bakımda tedavi olan vatandaşlara ellerini tutarak motivasyonlarını yüksek tutmaya çalışan sağlık personelleri özverili tavırları ile takdir topluyor.
Pandemi hastanesinde ağır vakalar ile birlikte yaşam mücadelesi verdiklerini belirten sağlık çalışanları, ailelerinden uzak kalmalarının kendileri için zor olduğunu söyledi. Kendi hayatlarını da ortaya koyarak çalışmalarını sürdürdüklerini kaydeden sağlıkçılar, bazı vatandaşların kendi hayatlarını hiçe saydığını çoğunun da yoğun bakım ünitesinde yaşam savaşı verdiğini ifade etti.
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Öğretim Üyesi Dr. Çiğdem Mermutluoğlu, korona virüs hastalarının diğer hastalardan çok daha farklı olduğunu kaydederek psikolojik desteğe de ihtiyaç olduğunu söyledi. Dr. Mermutluoğlu, "11 Marttan bu yana ki süreçte korona virüs hastalarının diğer hastalardan çok daha farklı olduklarını gördüm. Bu hastalar destek tedavisinin yanı sıra aynı zamanda psikolojik olarak da desteğe ihtiyacı olan hastalar. Hastalarımızla her gün sadece laboratuvar sonuçlarını değerlendirmiyoruz, aynı zamanda bu sürecin nasıl gideceğini, süreceğini ve moral motivasyon anlamında da konuşmalarımız oluyor. Hastanın bu desteğe çok ihtiyacı var, farklı bir süreçteyiz, bu çorbada tuzumuz olduğu için çok mutluyum, inşallah bu dönemi en iyi, hasarsız bir şekilde atlatmayı planlıyoruz" dedi.
"Kendi ailelerinin vermediği desteği sağlık çalışanları veriyor"
Dicle Üniversitesi Pandemi Hastanesi Yoğun Bakım Sorumlusu Doç. Dr. Mahir Kuyumcu, korona virüs sürecinde hastaların kendi ailesinden destek alamadığını, bu süreçte sağlık çalışanlarının yanlarında olduklarını kaydederek boşalan yatakların hemen dolduğunu söyledi. Vatandaşların tedbirlere harfiyen uyması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Kuyumcu, "10+10 olmak üzere toplam 20 yatağımız mevcut, son dönemlerde yataklarımız ful, boşalan yataklar hemen doluyor. Vaka sayılarımız çok artmış durumda, şuanda mevcut durumda sabah 8'de mesailerimiz başlamakta ama akşam 5'te mesaimiz bitmiyor, 7 gün 24 saat çalışmaktayız. Yoğun bakım demek özünde bir bakım demek, önemli bir kısmı yardım sağlık personellerimiz, hemşire ve hasta destekte çalışan arkadaşlarımızın büyük bir özverisiyle bu hizmet verilmekte. Bu süreçte herkesin kaçtığı, uzak durduğu, kendi aile yakınlarından bile korona virüs tanısı alan hastalarımız kendi desteğini alamadığı bir dönemde bir sağlık çalışanı olarak görevimiz olarak yerine getirmekteyiz" diye konuştu.
submitted by sargibezifabrikasi to u/sargibezifabrikasi [link] [comments]


2020.09.20 18:04 voghbum izmirli sevgilim boyozgül ve onun yakışıklı babası

boyozgül… biseksüel olduğumun farkına varmamın, istemeden de olsa müsebbibi olmuş, kars kağızman'dan göçme, kraldan çok kralcı, ezelden izmirli olduğunu iddia eden, üniter bir ailenin lakayıt kızı. benim küçük sevgilim. biraz ondan bahsetmek istiyorum. bu sevimli domuzu, nerelere vuracağımı “a dostlar"a danıştığım "vah benim talihsiz başım"a musallat eden zat'ı şahane, merasim bölüğünde aylarca aynı bageti paylaştığım baterist arkadaşım ozan oldu. kimselere bahsetmemişti ondan, gözünden bile sakınıyordu. asker arkadaşlığına yakışır bir duruş sergiliyordu doğrusu. helaldi ona, öpülürdü ki o, okşanırdı.
askerliğin bitmiş olmasından mütevellit bünyeye sirayet eden rehavet ile yanıma can simidi almadan daldığım sınırsız mastürbasyon denizinde kulaç attığım, tam ucundayken ayak parmaklarıma hakim olamamamdan ötürü kramplardan kramp beğendiğim bol güneşli bir istanbul sabahında öttü telefonumun mesaj borusu. o da ne? "aşkım saat 2'de, kadıköy iskelesinde buluşalım mı?” diyen bir mesaj. yemin ederim beynimden vurulmuşa döndüm. baterist arkadaşım ozan bana; aşkımlı, gülücüklü saçma sapan bir mesaj yollamıştı. bu çocuğun şaka anlayışı bazen beni gerçekten ürkütüyor. kelamı uzun etmenin bir manası yok ey cemaat'i marksizm. anlaşılan o ki; “ozan reis - boyozgül - biyikli” üçlü zirvesi bugünün öğle namazını müteakip gerçekleşecek. ozan'ın aylarca ballandıra ballandıra anlattığı, nur cemalini sadece buram buram fotoshop kokan numunelik bir fotoğraftan görme şerefine nail olduğum o melez izmirli yavruyla ilk kez buluşacağım. çok ama çokey canlıyım. sakallar hafiften kırpıldı, bıyıklar ön planda, etek ve koltuk altları parlatıldı, gusül, burnun direklerini dinamitlercesine su çekilerek layik-i vechile alındı. yola koyulma vakti. durakta buluşuyoruz ozanla. liseden arkadaşı acar muhasebeci boyozgül'e götürecek beni.
iskeleye vardık. büfeden tost almaya gidiyoruz ozan reisle. o esnada kara kalem simit figürünün ortasında “my love izmir” yazılı bir tişörtle bir afet beliriyor karşımda. ozan dürtüyor beni. boyozgül bu galiba. ağzım iman tahtama değdi değecek. yerlerden topluyorum. çarpıldım. hekekekelemeye başladım bilahare. orta hakeme duygusal hisler besleyip açılamayan, sırf onunla gözgöze gelebilmek için yerli yersiz ofsayt bayrağı kaldıran, “mecnun bayrak hakemi” misali daldım masmavi gözlerine. yanımıza doğru yaklaştı. ozanla merhabalaştı evvela. ardından bana uzattı poğaça gibi yumuşacık ve bembeyaz ellerini. mahvoldum. gözlerine bittim. mutlak bir inançla tavana bakıp rutubet kurutacak kadar derin ve tesirli bakıyordu. ölçülü meme dekoltesi laik rejimin teminatı, samim saka - mirkelam karışımı sivri favorileri inkılapçı ve özgürlükçü bir ruha sahip olduğunun emaresi, yarısı yenmiş, yarısından pembe simli ojeleri akmış, enlemesine uzun tırnakları; kendisiyle sadece resim değil çerçeve arayanların münasebet kurabileceğinin göstergesiydi. en sevdiği şarkının çelik erişçi'nin 98 çıkışlı yaman sevda albümünün b1 şarkısı olduğu ise her halinden belliydi. her tavrı, her mimiği, üzerindeki tüm aksesuarlar, ülkemiz üzerinde kirli oyunlar oynayan şer odaklarına verilen erdemli ve nev'i şahsına münhasır birer gözdağıydı .bu arada ozan ufak ufak uzar gibiydi. yalnız bırakmalıydı acemi aşıkları.
şadan kalkavan, selim soydan, ali şen gibi kalburüstü isimlerin müdavimi olduğu çok lüks ve pahalı bir restorana götürdüm boyozgül'ü. balık yiyeceğiz galiba. tuzda lagos sipariş ettik. ozan'ın yanımızdan ayrılmış olmasının yarattığı tedirginlik, her ikimizde de ayan beyan kendini göstermeye başladı. allah kahretsin ki daha bu gergin havayı hazmedemeden gelen balıklar iyiden iyiye asabımı bozdu. dedemin; “sana balık vermeyeceğim, balık tutmayı öğreteceğim.” telkinlerine lanet okumakla meşgulüm. ah be dede bana balık yemeyi öğretecektin sen. çok yanlış oldu bu be dede. bak elim ayağım birbirine girdi. çatal bıçakla mı yiyeceğiz şu meredi, al işte aydemir akbaş'ın ibrahim tatlıses'li efsane filmi gülüm benimdeki efsane repliği de geldi aklıma. elle mi yesem acaba ya? neyse ki boyozgül homini gırtlağa başladı. ona bakıp bakıp kotaracağız bu işi. kıvrandığımın da farkında. o esnada bana atilla taş'ın ham çökelek klibinde oynayan mavi gözlü tombik kızın kendisi olduğunu söyledi. allaaaah forvet bu pası kaçırır mı? demek çocukluğa iniyoruz he? en sevdiğim ünite bu. hayat bilgisine giriş bir nevi. bir nevi dedim ya içimden. aklıma hemen turgut özal geldi. onunla; turgut özal'ın ölümü sebebiyle tribünden izleyeceğim ilk maç olan bursaspor beşiktaş maçının iptal edilmesiyle girdiğim bunalımı, annemin sütyenlerini giyip baş parmağımı ısırarak ayna karşısında kendime attığım işveli pozları, yere serdiğim boy aynasının üzerine çırılçıpak vaziyette çömelip, derin derin kaba etimi ve karanlık tünelimi seyre daldığımı, babamın yere değen uzun kuşaklı siyah bornozunu miroğlu pardesüsü niyetine kullanıp, yılan desenli jiletli yüzüğümle mahalledeki gençlere korku salmak gibi türlü anılarımı paylaşıyorum. birbirimize birbirimizden bahsetmekle geçiyor bu buluşmamız. gerçekten de çok verimli bir birliktelik oldu. dillere destan bir aşkın sağ ayakla atılmış ilk adımı. ibrahim erkal güftelerinin bile hasetinden çatlayacağı efsanevi bir ilişkinin askerde çıkan ilk kıvılcımı ateşlendi. vasati 40 çöp.
  1. ayın sonunda yılık iznini kullanmak üzere izmir'e ailesinin yanına gitti boyozgül. ailesine dumanlı ilişkimizden bahsetti ve beni ailesiyle tanışmam için izmir'e davet etti. davete icabet etmek siyah bornozlu asabi günlerimden kalma, asla terk etmeyeceğim bir racondur. otobüsten inmemle neye uğradığımı şaşırdığımın farkına varmam bir oldu. etrafımı saran boyozcu, gevrekçi, çiğdemci tayfa bir yandan bu muhtelif gıdaları şahsıma kakalamaya çalışmakla, diğer yandan mevzu bahis gıda ürünlerinin tarihsel süreç içindeki gelişimlerini, izmir'in sosyoekonomik yapısına, ülke içindeki iç huzur ve barışa yaptıkları olumlu katkıları ellerindeki kağıtlardan okumakla meşguller. o an kendimi; olur olmaz pozisyonlarda erekte olan penisi yüzünden sürekli ofsayta düşerek sezon boyunca taraftara saç baş yolduran, büyük umutlarla transfer edilip, yurda ayak bastığında coşkulu bir taraftar topluluğu tarafından karşılanan, balon bir siyahi forvet gibi hissettim. hepsi başıma üşüşmüş. ama yook. çiğdem, gevrek, boyoz gibi manevi değerler üzerinden prim yapıp rant sağlayacak çapulculara pabuç bırakacak göz yok bende. ama yine de, “sadaka ömrü uzatır” ilkesini şiar edinmiş itikatlı bir türk genci olmam hasebiyle heyecanlı gençlerin ellerine 3-5 kuruş sıkıştırarak, polat alemdarvari kıvrak bir hamleyle ateşli kalabalığın arasından kurtuldum. simit mimit de almadım. almam. hah boyozgül de orda.
submitted by voghbum to KGBTR [link] [comments]


2020.05.21 17:11 ferreisawesome Eniştemin Annemi Sikme Çabaları

Ben Tolga. Sizlerle başımdan geçenleri paylaşmaya devam ediyorum. Teyzem anneme çok yakın davranıyordu. Her seferinde onu kandırıp elliyor ve onun bir erkeğe ihtiyacı olduğunu hatırlatıp bu konuyu sürekli gündemde tutup annemle sevişmeye devam ediyordu. Annemde halinden memnundu ki sesi çıkmıyordu.
Teyzem oturmaya geldiği bir gün ben yine kapı anahtar deliğinde yerimi almıştım. Anneme
— Kız tek başına zor değil mi, diye sordu. Annem biraz sinirliydi ve tersledi.
— Abla hep bu konuyu konuşuyorsun. Ben hayatımdan memnunum. Bırak da hayatımı yaşayayım, dedi.
— Ne bağırıyon kız?! İnsan gibi yardım edelim dedik. Sen bilirsin sulu amcıklı. Şuna bak, iyilik yapıyoruz bide fırça yiyoruz. Git kime verirsen ver o zaman.
— Hayret bir şey ya deyip kalktı annem. Mutfağa gitti.
Anlaşılan tartışma büyüyecekti. Çıkıp çıkmamak arasında tereddütte kaldım. Biraz daha beklemekte yarar var, araları düzelir nasılsa dedim ve dikizlemeye devam ettim. Teyzem kaşar olduğu için annemi yumuşatmasını bilirdi diye düşündüm.
Annem odaya girip
— Abla, affedersin. Sana bağırmamalıydım, dedi. Teyzem de
— Olsun be kızım, sen de haklısın. Yarraksızlık delirtir kadını. Her şeyi yaptırır valla. Kızmadım inan ki, dedi. Annem de
— Tamam canım ablam deyip sarıldı teyzeme. Teyzem yine yapmıştı yapacağını annemi tavlamıştı.
Teyzem anneme bir şeyler anlatmak istiyordu ama ben ne olduğunu çözemiyordum. Hareketlerinden belliydi ama bir türlü söyleyemiyordu. Annem:
— Abla sende bugün bir tuhaflık var. Farklı davranıyorsun. Noldu hayırdır?
— Yok be kızım hep aynı bir şey yok. Ama annem doğru anlamıştı teyzem bir şeyler yumurtlayacaktı.
Teyzem bizde 1 saat kadar oturmuştu o gece aniden eniştem çıka geldi. Şaşırdım. Enişteme yalvarsan tv yi bırakıp gelmezdi. Adam tam bir tv kolik. Annem bile
— Ooo enişte sen bu eve uğrar mıydın, diye takıldı. Eniştem beni sordu. Annem de
— Her zamanki gibi odasında yatıyor, dedi. Eniştem teyzeme bakışlarını yoğunlaştırdı. Annem mutfağa çıktı. Eniştem ellerini ovuşturup
— Konuyu açtın mı, dedi. Teyzem de
— Hayır açamadım. Kızar bu çatlak. Hemen alıştır alıştıra söylicez yavrum, dedi.
Anladım ki teyzem kocasına annemi siktirecekti. Meğer orospunun derdi başkaymış. Ama yinede eğer yaparlarsa izlemesi zevkli olacaktı, her ne kadar sikilen annem olsa da.
Teyzem her zamanki gibi bacakları yaymış bir vaziyette oturuyordu. Annem içeri girdi, yandaki kanepeye geçti. Teyzem de
— Gel kız sen de yanımıza, kalma tek başına orada, dedi. Annem de
— Sıkışmayalım rahat oturalım sıcak zaten, dedi. Eniştem de
— Gel be baldız sıkışmayız, korkma yemem seni, dedi. Annem
— Aman enişte o nasıl söz öyle aşk olsun, dedi ve çaresiz yanlarına oturdu.
Muhabbet'e başladılar teyzem inanılmaz frikikler veriyordu sikim kazık gibi olmuştu. Ama hemen gelmek istemiyordum tadını çıkarmalıydım. Annemin gözü sürekli teyzemdeydi. Çünkü her zamanki gibi orospuluğu ele almış açtıkça açıyordu bunun üzerine annem
— Abla, nasıl oturuş kız öyle, deyince belki de o geceki en talihsiz soruyu sormuş oldu. Çünkü teyzem bu lafın üzerine konuyu açmasını bilecekti.
— Ne var kızım biriniz kocam biriniz kardeşim hanginizden çekineyim, dedi. Annem de
— Olsun kocan da olsa bende olsam güzel otur ben bilmem mi yayıp oturayım deyince teyzem de
— Otur sende kızım rahatına bak, dedi. Annem de
— Abla saçmalama, eniştemin yanında olur mu hiç deyince teyzem
— Kızım rahat ol yemez seni enişten dedi. Gülmeye başladılar. Annem yerinden kalktı ve çay koyayım içeriz diyerek mutfağa gitti. Eniştem teyzeme bakarak
— Kolay olmayacak galiba, dedi. Teyzem de
— Sen bana bırak, yumuşatmasını bilirim ben onu. Ne yapıp edip bugüne kadar az mı elledim sanıyorsun, deyince eniştem
— Nasıl kız güzel mi bari, dedi. Teyzem de
— Güzel ne kelime kalçaları sımsıkı. Yala doymazsın. Amı desen 2 senedir yarrak girmiyor. Sen düşün işte. Daracık göğüsler zaten benim gibi... Daha ne olsun, dedi. Eniştem yine ellerini ovuşturmaya başladı. Keyfi yerine gelmişti anlaşılan.
Annem elinde bardaklarla içeri girdi birazdan çayımızda hazır dedi. Acaba annemi nasıl kandıracaklardı çok merak ediyordum. Annem teyzeme
— Kız sen hala öyle mi oturuyorsun? Topla kendini hayret bişeysin yaa, dedi. Teyzem
— Kızım ne var? Niye utanayım? Biriniz her akşam altına yattığım adam, birinizde ben de olanın ondada olduğu kardeşim, dedi. Annem kızarmıştı.
— Abla sana da bir şey demeye gelmiyor, dedi.
Eniştem de yavaşça teyzeme elini atmıştı. Teyzem durumu hemen karşılığını verdi. Eniştemin göğsüne elini dayayıp okşamaya başladı. Annem durumdan rahatsız olmuştu ve
— Ben bir çaya bakayım, diyip kalkmaya yeltendi. Teyzem de orospuluk yapacak yan oldu.
— Kız canın mı çekti kıskandın mı yoksa, dedi. Annem de
— Ne alakası var? Kocan o senin, tabii ki rahat davranacaksınız ama benim yanımda yapmayın, gidin evinizde yapın ne yapacaksanız, dedi. Teyzem kaşar olduğu için eşine
— Baldızına da sarıl yavrum, gücenmesin, dedi. Eniştem dünden razı zaten elini annemin omzuna attı. Annem uzak durmaya çalıştıkça eniştem çekiyordu kendine.
Annem eniştemin solunda oturmuştu sol eli fazla kıpırdamıyordu. Ama sağ eli teyzemin kalçalarını sıkmaya başlamıştı. Annem yanında oturduğu için fark edemiyordu. Farketse eminim ki kalkar mutfağa giderdi.
Eniştem elini annemin omzunda gezdirmeye başladı. Annem fark edince kendini çekti.
— Ufff çok sıcak, bi' de iç içe oturduk. Dur şöyle rahat oturalım enişte, deyip uzaklaşmak istedi. Teyzem
— Kız ne var, utandın mı? Bana neler yapıyor baksana, dedi. Annem de
— Ne yapıyormuş deyince eniştem hemen teyzemin götüne elini attı. Annem de eniştemin üzerinden eğilip bakacak oldu ama eniştemin yarrak dikilmişti. Annem fark etti ama çaktırmamaya çalıştı. Sonra
— Aaa ne yapıyorsunuz siz? Gidin evinize napıcaksanız yapın be, hayret bişeysiniz, dedi. Eniştem
— Ne var kız? Utanma bu kadar. Zamanında sen yapmıyormuydun sanki, dedi. Teyzemde onaylar şekilde başını sallayıp
— Yani, dedi. Canı çekmiştir zillinin de ondan böyle yapıyor. Yavrum elle azcık şunu da nasiplensin.
Eniştem annemin beline doğru elini kaydırmaya ve sıvazlamaya başladı. Annemde elini tutup
— Enişte yapma, dedi. Ama yapma derken samimi olmadığı ve isterik olduğu her halinden belliydi. Eniştem
— Dur kız yemem seni, korkma. Birazcık elliycez alt tarafı, ne var bunda? Yabancıya gitmesin, deyince annem
— Enişte ablamın yanında yapma bari. Yalnızken gelsen tamam, deyince teyzem
— Kızım, enişten ne zamandır seni soruyor bana, ne yapıyor, diye. Ben de aramızdaki her şeyi anlattım, seninle seviştiğimizi. Sonuçta ben lezbiyen değilim, sen de bana uydun istemeden ama ikimiz de gerçek erkek istiyoruz. Benim zaten var, istediğim zaman sikiyor enişten ama sen elaleme verecek değilsin. O yüzden bu ortamıı hazırlamak için senle seviştim bunca zamandır. Ama keyif de aldım açıkçası, dedi. Şimdi olan biteni hem ben hem de annem daha iyi anlamıştık. Ben teyzemin azgın olduğunu ve eniştemle yetinmediğini düşünürken meğer amaçları annemi sikmekmiş.
Eniştem annemin belinden okşamaya devam ediyordu teyzem de elini kocasının yarrağının üzerinde gezdiriyordu. Bir eliyle de göğsüne küçük çimdikler atıyordu. Ben zevkten çıldırmak üzereydim. Sikim elimde taş gibi zonklamaya başlamıştı. Annem de teyzem gibi bir elini eniştemin aletine atmıştı. Belli ki canına tak etmiş ve bir an önce onu istiyordu. Enişteme doğru iyice yanaştı bacak bacak üztüne attı eniştem annemin sol baldırı açıkta kalınca elini hemen oraya kaydırdı.
Annem frikik veriyor bense 31 çekmeye devam ediyordum. Annem in külodu her zaman ki gibi beyazdı. Eniştem elini biraz daha alta sokarak annemim baldırını iyice eline aldı ve sıkmaya başladı. Annemin nefes alış verişi değişmiş gözleri de bir tuhaf bakıyordu.
Teyzem elini eniştemin eşortmanına sokup yarrağını çıkardı. Ben benimki kalın ve uzun derdim ama eniştemin yarrağını görünce koplekse girdim. O neydi öyle? 20 cm civarı kalın ve damarlıydı sanırım hepimiz böyle bir alete sahip olmak isteriz. Teyzem çok şanslıydı, tabii artık annem de.
Eniştem artık rahatlamıştı. Annemin istekli tavırları sayesinde istediği yerine dokunmaya başladı. Elini arkasından annemin önüne alıp külodunun üzerinden amını okşamaya başladı. Annem bacaklarını sıkıp bırakıyordu. Teyzem de eliyle eniştemin sikini sıvazlayıp 31 çekmeye çalışıyordu. Ama enişteminki gerçekten çok büyüktü teyzem bir ara iki eliyle tuttu yinede eniştemin sikinde tutulacak yer kalmıştı.
Teyzemin tam bir orospu olduğunu söylemiştim. Ağzına almaya başladı ama hepsini alması mümkün değildi. Annem de alttan eniştemiz taşaklarını okşamaya başladı enişte bey iyice mayıştı. Arkaya doğru yaslandı ve eliyle annemin amını okşamaya devam etti.
Annem yarrağa doğru eğildi. Teyzem öyle iştahlı ağzına alıyordu ki kendinden geçmişti. Annem dürterek
— Kız bana da ver! Sen nasılsa her akşam oynarsın bununla, dedi. Teyzem öyle dalmış ki birden sıçradı ve
— Ne dedin anlamadım, dedi. Gülüştüler. Eniştem
— Ulan karı, ben her zaman yanındayım bırak da kız nasiplensin azcık, dedi.
Teyzem yarağı bıraktı ve annem ağzına almaya başladı. Ama o kalın yarağı almak o kadar kolay değildi. Eniştem zevke gelmiş annemi yarrağına doğru bastırmaya başladı. Bir yandan da diğer eliyle kucağına yatan annemin götünü okşuyordu. Annemin götü gerçekten çok güzeldir uyurken çok defalar ellemişimdir. Annemin kalçalatını sıktıkça ben de zevkten kuduruyordum. Eniştem
— Baldız, yeter artık doymadın mı daha, dedi. Annem ağzına almayı bıraktı ve eniştem
— Hadi kalk ayağa, dedi.
Annem ayağa kalktı eniştemin dizleri önünde. Eniştem ellerini kalçalarına attı, eteğini yukarı sıyırmaya başladı. Bu arada annemin göbeğini yalıyordu. Annem o kadar kıvama geldiki nerdeyse ayakta duramıyor eniştem elleriyle ona destek oluyordu. Eniştem önden elini bir soktu ki annemin amı ve götü ellerinin içinde yok oldu. Eliyle sıkıyordu ki annem inlemeye başladı. Teyzem de
— Sus kız, tolga duyacak şimdi dedi. Eniştem bunun üzerine
— Sahi bu çocuk hiç kalkmaz mı ya, dedi. Kalkarsa boku yedik naparız, dedi. Teyzem de
— O da bize katılır. Onun canı yok mu, dedi. Annem de
— Yapma ya! Beni mi sikecek, dedi.
— Kızım ensest değil miyiz? Yapacak elbet! Sadece seni değil, benim karıyı da sikecek. gerçi o kadar büyüdü mü o, dedi. Teyzem de
— Hem de ne büyümek! Bir yarrak var seninkine yakın valla, deyince
— Bak sen! Nerde gördün kız sen, dedi eniştem. O da
— Banyoda bir gün sesler geliyordu. Size gelmiştim. Sen içerdeydin, dedi anneme. Su içmeye kalktım. banyo önünden geçerken sesler duydum eğilip baktığımda 31 çekiyordu seninki, dedi. Eniştem
— Eee çok mu büyüktü bu kadar yahu? Etkilenmiş gibi anlatıyorsun, dedi. Teyzem de
— Valla bir kadını doyuracak kıvamda geldi bana, dedi. Annem de
— Evet, doğru enişte. Bayağı büyüdü tolga, değişti. Ben çok gördüm, dedi. Banyoda, yatarken, uyurken, şortun arasından hep görüyordum dedi.
Içimden bir ses beni de çağırın diye yalvarıyordu ama eniştem
— Durun bakalım daha erken. Hele biraz daha palazlansın ondan sonra bakarız, dedi ve hayallerim suya düşürdü. Bırakın şimdi bunları baldız. Kaynatma muhabbeti de ver artık, dedi. Annem
— Ne acelen var, sabaha kadar vakit var, dedi.
Annem hala ayaktaydı. Eniştem dişleri ile annemin külodunu aşağı indirdi. Sonra da bir çırpıda eteğini çıkardı. Annemin üzerinde sadece tişört ve içinde sütyeni kalmıştı. Eniştem önce tişortü çıkardı. Annemi yanına oturttu ve sütyenin üzerinden göğüslerini sıkmaya başladı. Annemim göğüs uçları dut kadar oldu. Zaten büyük ve dikti. Hepten dimdik olmuştu.
Teyzem ikinci planda kalmıştı ama oda kocasının elleyebildiği yerlerini elliyordu. Eniştem annemin belinden tuttu ve
— Hadi bakalım! Çık üstüne şunun, dedi. Annem
— Nasıl olcak enişte? Hepsini alamam ben. Aşağı yatayım, sen yavaş yavaş gir, dedi. Eniştem annemi kendine doğru bir hışımla çekti.
— Hadi kız nazlanma sen nelerini alırsın bu azgınlıkla, dedi ve annemi bir hışımla bacaklarının üstüne oturttu. Annem
— Dur canımı yakma, yoksa vermem, dedi.
Teyzem de annemi bastırmaya başladı. Zorla tecavüze döndü olay. Annem bağırmaya başladı. Odamdan çıkıp olaya mudahele etmek istedim ama eniştem döver korkusu ile çıkamadım.
Annem ağlıyordu.
— Zorla olmaz ki canım! Ne güzel alıştıra alıştıra yapıyorduk, birden bu şiddet niye? Ben orospu muyum? Orospuya bile böyle yapılmaz, dedi. Eniştem
— Haklısın özür dilerim, dedi ve saçlarını okşamaya başladı. Napıyım kızım ne zamandır bu anı bekliyordum? Çok güzelsin. Seni bulunca bir an önce becermek istiyorum, dedi. Teyzem de
— Kızım azdırdık adamı, artık vereceğiz çaresi yok, dedi. Annemde
— Ben vermiycem demedim ki. Ama her şey güzellikle olsun. Ne o öyle tecavüz eder gibi, dedi. Eniştem
— Neyse, hadi boşverin. Artık işimize bakalım, dedi. Annem bunun üzerine
— Ver bakalım şunu, nasılmış görelim, deyip eniştemin baldırlarına oturdu.
Annem ayaklarını oturdukları kanepeye basıp eniştemin o kalın yarrağının üztüne oturmaya çalıştı. O kadar kalın dı ki annem zorla oturuyordu. daha kafası girmemişti annem
— Off, canım yanıyor. Sırılsıklam oldum ama yine de girmiyor bu, dedi. Eniştem
— Acele etme güzelim. Hepsi senin, sana feda olsun, deyip güldü. Teyzem
— Kızım sen bana sor. Sen bir kere alıyon, ben her gece alıyorum onu, dedi.
Annem yavaşça yukarı aşağı zıplamaya başladı. Eniştemin yarrağının kafasından sonraki bölümü içine almaya başladı. Teyzem
— Kız iyi gidiyorsun, ben bu kadar rahat alamıyorum, deyince eniştem de
— Eee, kaç senedir hasret bırakta olsun o kadar, dedi.
Annem gerçekten azimliyidi ve hepsini almaya kararlı görünüyordu. Bir müddet sonra annem eniştemin baldırlarına kadar oturmaya başladı. İnanılmaz bir görüntüydü! O kocaman yarrak bir çıkıyor, bir kayboluyordu. Annemden bembeyaz sular akmaya başladı. Anlaşılan gelmişti ama almaya devam ediyordu. Eniştemin gelmeye niyeti yoktu. Annem biraz daha zıpladıktan sonra bitkin bir halde "ohhh" diyerek eniştemin üstüne kapaklandı.
Eniştem ellerini annemin kalçalarında gezdirmeye başladı ve parmaklarını annemin göt deliğine sokmaya çalıştı. Annem bitkin olduğu için tepki vermiyordu eniştemin göğsüne kapandığı için. Eniştem teyzeme arkadan yapıcam işareti yapıyordu. Teyzem de sen söyle gibilerinden hareketler yapıyordu. Eniştem
— Baldız önün tadını aldık, bi de arkanın tadına bakalım, dedi. Annem
— Enişte dur, kendime geleyim. Hayatımda ilk defa böyle bir yarrak aldım içime. Böbrek yataklarımda hissettim valla. Abla sen nasıl dayanıyorsun ya, deyince gülmeye başladılar. Eniştem teyzeme
— Kalk kız krem bul, dedi. Annem de
— Ecza dolabında var, al, dedi. Ama ecza dolabı benim odamdaydı. Teyzem de
— Nerede dolap, deyince
— Tolganın odasında. Çaktırmadan gir içeri, al hemen gel, dedi annem.
Teyzem yarı çıplak odama gelicekti. Heyeceanlandım ve hemen yatağıma yattım ama teyzem çıplak değildi. Sadece üzerine elbisesini giymişti. Odaya girdi. Işığı yaktı. Ecza dolabı biraz yüksekteydi. Sandalyeye çıkıp alması gerekiyordu. Nitekim öyle yaptı. Ben de fırsat bu fırsat hemen dikizlemeye başladım.
Teyzemin götünü alttan bakınca hiç görmemiştim. Çok güzel görünüyordu. Ecza dolabında kremi almak bu kadar uzun sürmese diye düşünüyordum. Teyzem sanki bilerek sandalyeden inmiyor, bana frikik veriyordu.
Sonra indi. Benim başımı okşadı. Uyur numarasını her zaman iyi yaparım. Teyzem bana
— Uyu uyu da malın iyice büyüsün, sonra gel teyzeni yarağa doyur, dedi. Duyduklarıma inanamıyordum teyzem beni arzuluyordu.
Elini benim alete attı. Sabahtan beri kalkık olan sikim taş gibiydi. Teyzem sikimi sıvazlamaya başladı. Zaten 1-2 dokunsan gelecek olan sikim öyle bir patladı ki teyzem ne yapacağını şaşırdı.
— Eyvah geldi oğlan, dedi ve alelacele odadan çıkıp kapıyı kapattı.
Annemlerin yanına oturdu. Kremi açtı. Eliyle annemin göt deliğine sürdü. Sonra da eniştemin yarağına sürmeye başladı. İlginç olan annem yarım saat enişteminkini içine aldı. Boşaldı ama eniştemde hala tık yoktu. Ben olsam şimdiye en az 5 defa gelmiştim diye düşündüm.
Eniştem annemi kanepeye doğru domalttı, eliyle sikinin kafasını sıvazladı ve annemin o daracık göt deliğine dayadı. Girmesi imkansızdı. Teyzem
— Kızım bugüne kadar bana çok denedi ama bir türlü alamadım. Bakalım sen ne yapıcan, dedi. Annem de
— Ben de ilk defa alıyorum. Bilmiyorum. Acırsa bırak deyince bırakırsın enişte, tamam mı, dedi. Eniştem
— Karı sen önden de alamıyorsun ki bunu, deyince teyzemin yüzü düştü. Morali bozulmuştu anlaşılan. Zaten alabilseydi, eniştem anneme göz koyar mıydı? Kimbilir, belki de annem yerine teyzemi almadı diye dert yanıyordur içinden.
Eniştem yarağının kafasını iyice bastırmaya başladı. Annem acının etkisiyle bağırmaya başladı ama eniştem duracak gibi görünmüyordu.
— Kızım dur, bir alışsın gerisi gelecek. Sık azcık dişini. Sen de sabahtan beri alıyorsun şimdi de alırsın, dedi.
— Ama çok acıyor, diye dert yandı annem.
Zavallı annem o yarağı almak gerçekten zordu ve yüzüne bakılırsa gerçekten acı çekiyordu. Ama ben yine de müthiş zevk alıyordum sikilien annem olmasına rağmen.
Eniştem
— İyice alıştı. Bak şimdi, hepsini sokucam hazır mısın baldız, dedi. Annem de
— Sok artık, bitsin bu işkence, dedi.
Eniştem iyice abanmaya başladı. Annem bağırdı. Teyzem de
— Sus kız! Tolga uyanacak şimdi. Zaten az once yanına gidince bir yokladım, siki kazık gibi olmuş. Bir iki zıvazladım, patladı pezevenk, dedi. Gülmeye başladılar. Eniştem
— Ulan karı, senden korkulur. Uyuyan çocukla ne işin var? Boşuna pislendi çocuk, dedi.
Benden konuşmaları hoşuma gitmişti. Eniştem
— Nasıl bari? İyice mi salatalığı, dedi. Teyzem de
— Valla, şimdi çağırıcam. O da beni siksin. Benim yüzüme bakan yok, dedi. Eniştem bunun zerine
— Karı, benim gelmeye niyetim yok. Birazdan seni alıcam altıma dedi.
Eniştemim git gelleri hızlanmıştı. Annem de ilkinde olduğu gibi feryat etmiyordu.
— Getirelim mi kız, ister misin, dedi. Annem başını isterik bi şekilde salladı.
Teyzem annemin amını okşamaya başladı eniştem köklüyor teyzem parmaklıyor annem zevkten çıldırtıyordu. Çok geçmedi ki annem titreyerek boşaldı. "Bu akşamı ömrüm boyunca unutmayacağım" dedi ve kanepeye uzandı.
Belli ki annem bitmişti. Eniştem "Baldız geldi. Sıra sende hatun. Gel bakalım" dedi. Her zaman alışık olduğu vücüda öpücükler kondurmaya başladı. Teyzem inlemeye başladı. Eniştem teyzemi annemin yanına yatırdı ve bacaklarını omzuna aldı. Yarrağını öyle bir kökledi ki teyzem çığlık atarak
— Yavaş, çok canımı yakıyorsun. Her seferine bunu yapmak zorunda mısın be adam, dedi. Eniştem de
— Kızım seni böyle sikmek hoşuma gidiyor dedi. Ama biraz daha bağırın da tolga uyansın ister misiniz dedi. Annemde
— Sakın ha! Uyanırsa ayıp olur. O da isterse naparız sonra dedi.
Bu duyduklarım beni cesaretlendiriyordu. Bir yolunu bulup katılmalıydım onlara. Aklıma bir fikir geldi: gözlerimi ovarak uykulu numarası yapıp odadan çıkmak ve onları görünce olaya katılmak.
Tüm cesaretimi toplamalıydım ama eniştemin teyzemi sikişini seyretmek istiyordum. Çünkü eniştem gerçekten iyi bir sikiciymiş, onu fark ettim.
Teyzem
— Yeter artık! Gel be adam. Siktin belamızı, dedi. Teyzem sarsılarak geldi ama eniştemin hala gelmeye niyeti yoktu. Teyzeme
— Seni de götten sikecem bu akşam. Bak kardeşin nasıl aldı. Sen niye alamayasın, dedi ve teyzemin götünü kendine doğru çevirdi.
Teyzem istekli değildi ve karşı koyuyordu. Eniştem de
— Sus be kadın domal zorluk çıkarma bana, dedi. Teyzem
— Hayır, istemiyorum zorla mı be adam, deyince kapışmaya başladılar. Annem de olaya müdahele etmek istedi.
— Abla ne var bunda? Yavaşça alırsın işte, dedi.
Teyzem inat ediyordu. Eniştem en sonunda "Ehhh yeter ama", dedi ve teyzemin kalçasını iki eliyle kavradı. Teyzem yan yatar pozisyonda iken
— Zorla mı istiyon, al o zaman, dedi teyzem bağırmaya başladı. Eniştem
— Sus! Tolga duyacak, dedi. Annem de
— Evet abla duyacak şimdi, dedi.
Eniştem yarağının kafasını teyzemin göt deliğine dayadı. Krem istedi. Annem de hemen verdi. Eniştem "Sen sür" dedi. Annem de parmaklarına sıkıp teyzemin deliğine sürmeye başladı. Eniştem "Bana da sür. Kurumuş bu yarak" dedi. Annem eniştemin yarrağına da sürdü. Eniştem gerildi ve öyle bir geçirdi ki teyzem feryat figan...
Tam bu sırada çıkmalıyım dedim ve kapıyı açıp çıktım. Onlar bana ben onlara bakıyordum. Gözlerimi ovarak
— Ne oluyor burada ya, dedim. Eniştem
— Gel lan piç kurusu, sen de katıl. Zamanı geldi artık, dedi.
Ben yanlarına doğru yöneldim annem kanepenin örtüsü ile açıkta kalan yerlerinin hiç olmazsa bir kısmını kapatmaya çalışıyordu.
— Anne boşuna uğraşma. O örtüyle yaptığın ayıbı kapatamazsın, dedim. Annem ağlamaya başladı. Hemen yanına gittim.
— Ama sende haklısın. Kaç senedir erkeksiz yaşıyorsun. Kızmıyorum sana ama bana gelebilrdin bu konuda. Ben sana yardımcı olurdum, dedim. Annemin gözlerinin içi parladı sanki bu bakış bundan sonraki günlerde benime beraber olacağını anlatmaya yetmişti.
O akşam bende aralarına katıldım. 4 kişi sabaha kadar sikiştik ve ondan sonraki günlerde bazen yalnızca annemi bazen teyzemi bazen de ikisini birden siktim.
submitted by ferreisawesome to u/ferreisawesome [link] [comments]


2019.11.03 22:03 MertHr Tuna nehri akmam diyor

Ruslar 24 Nisan 1877’de Osmanlı devletine harp ilan etmişlerdi. Romanya, Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ da Rusların yanında yer almışlardı. Osman Paşa o zaman Vidin müstahkem mevki kumandanı idi. 7 Temmuz’da Sırp kuvvetlerini bozgu na uğratarak büyük bir ün yapmıştı. Rusların büyük bir ordu ile Tuna istikametine gelmekte olduğu haberi alınınca, Plevne’ye gönderildi. 20 Temmuz günü, burasını kuşatan Rus öncü kuvvetlerini dağıttı. Fakat 10 gün sonra asıl Rus birlikleri kalabalık bir şekilde gelerek Plevne yakınlarında karargah kurdular. 40.000 asker ve 172 ağır topu bulunan bu düşman ordusuna, gece yarısı ani bir baskın yapan Osman Paşa, birkaç saat içinde bu kalabalık Rus ordusunu perişan ederek geri çekilmeye mecbur etti. Ertesi gün kaleden çıkan Osman Paşa Lofça önlerinde kalabalık bir Rus birliğini daha mağlup etti. 7 Eylül günü Ruslar, tekrar Plevne önlerine geldiler. 10 gün süren bu kuşatma, daha şiddetli muharebelere sahne oldu. Osman Paşa sık sık kaleden çıkış hareketleri yaparak Rus birliklerine ani baskınlar yapıyor ve ağır kayıplar verdiriyor du. Nihayet 17 Eylül günü Ruslar yine geri çekilmek zorunda kaldılar. Bu tarihlerde Osmanlı tahtına, Sultan II. Abdülhamid henüz yeni çıkmıştı. Bir ferman göndererek Osman Paşa’ya Gazi ünvanı verdi ve rütbesini Mareşalliğe yükseltti. Tarihe geçen Plevne müdafaası bundan sonra başlıyor. 25 Ekim 1877’de Ruslar, Grandük Nikola kumandasında gayet kalabalık bir orduyla tekrar Plevne’yi kuşattılar. Öyle ki, 170 tabur, 152 süvari bölüğü, 571 ağır topları bulunuyordu. Şehri savunacak kuvvetler o kadar az di ki, mukayese bile edilemezdi. 3 aydan fazla süren muhasaralar ve aralıksız devam eden muharebeler yüzünden şehirde yiyecek kalma mış, cephane tükenmişti. Yardım gelebilecek yollar, aylardır Rus kontrolü altındaydı. Grandük Nikola Gazi Osman Paşa’ya bir ültimatom gönderdi:ne mani olmak üzere:“Mareşal hazretleri, zât-ı devletinize aşağıdaki hususları bildirmekle şeref kazanırım:Gorna Dubnik ve Teliş’teki Türk kıt’aları esir edilmişlerdir. Rus orduları da Osikovo ve Vratça mevzilerini ele geçirmişlerdir. Plevne, Çarlık muhafızları ve topçulardan mürekkep bir kolordu ile takviye edilmiş olan Batı Kolordusu tarafından kuşatılmıştır. Bundan böyle hiçbir iaşe kolunun gelmesi beklenemez.İnsaniyet namına ve mes’ûliyeti zât-ı âlînize râci olacak fazla kan dökülmesine mani olmak üzere sizi, bütün mukavemetleri kesmeye ve tayin edeceğimiz bir yerde teslim şartlarını görüşmeye davet ederim.Mareşal hazretleri, yüksek saygılarımı kabul buyurunuz.”Grandük Nikola’nın yazdıkları gerçeğe uygundu. Fakat Osman Paşa, arkadaş larının fedakarlığına müracaat etti. Teslim olmayacaklardı. Hemen cevap gönderildi:“Kumandam altında bulunan Türk ordusu, cesaret, şecaat ve enerjilerini isbat etmekten iç bir zaman geri kalmamışlardır. Bugüne kadar yapılan bütün savaşlarda muzaffer olmuşlardır. Bu sebeple majeste Çar, kendi muhafız kuvvetleri ile topçuları nı, imdat kuvveti olarak buraya getirmek lüzumunu duymuşlardır. Gorna Dubnik ve Teliş mağlubiyetleri, buralarda bulunan kıt’aların teslim olmaları, muhabere ve muva sala yollarının kesilmesi, büyük yolların işgal olunması, ordumu teslim etmem için kafi sebep değildir. Bu suretle, askerimin şevkinden iç bir şey eksilmemiştir. Ve bunlar. Türk askeri şerefini muhafaza etmek için yapmaları lazım gelen her şeyi henüz yapmış değildirler. Bu güne kadar vatanımız uğrunda seve seve kan döktük. Teslim olmaktansa, buna devam edeceğiz. Dökülen kanların mes’uliyetine gelince, bu dünyada da, öteki dünyada da bu harbe sebep olanların üzerinedir.”Gazi Osman Paşa, bütün mahrumiyetler içinde iki ay daha savaştı. 8 Aralık’ta bütün hakikatler, artık teslim olmaktan başka çare kalmadığını açıkça ihtar ediyordu. Fakat Osman Paşa, talihini bir defa daha deneyecek, muhasarayı yarıp çıkacaktı. -Böyle bir teşebbüsün muvaffak olacağı hakkında kimse kendisini aldatamaz. Fakat bana öyle geliyor ki, vatanımızın şerefi ve ordumuzun şöhreti, bizim böyle son ve yüksek bir teşebbüse girişmemizi vacib kılar” Diyordu. Talihi yaver olmadı. 16 Aralık 1877 günü, elinde kalan son kuvvetlerle kaleden dışarı çıktı ve düşman kuşat ma hatlarına saldırdı. Bunlardan bir kısmını parçalayıp geçebildi ise de, kesin bir netice alamadı. Birinci Tümenin başında döğüşürken ağır bir şekilde yaralandı. Bu durum bütün birliklerde hemen paniğe yol açtı. Osman Paşa Plevne ordusunun her şeyi idi. Tümen ve Tugay kumandanlarının ricası ile, düşmandan teslim şartlarını sormak zorunda kaldı. Savaşa son verilmesi emrini, ağlaya ağlaya verdi. Plevne dolaylarında ufak bir kulübede, daima şan ve şeref içinde taşıdığı kılıcını, vazifesini hakkıyla yapmış insanların duyduğu huzur içinde, general Ganeçki’ye teslim edecekti. -Ne yapalım, kaderde bu da yazılıymış. Kimse bizim namus askerimizi yerine getirmediğimizi iddia edemez. Allah şahittir ki, biz vazifemizi yaptık.Dedi. Kulübede diğer paşalarla, paşanın doktoru, Albay Hasip Bey de vardı. Kurmay başkanı Tahir Paşa bu manzara karşısında gözyaşlarının tutamadı. Osman Paşa, arkadaşının yüzüne sevgi ve minnetle baktı ve-Alın yazısını kimse değiştiremez, dediSonra aralı bir aslan gibi, gözlerini düşman generaline çevirdi. Doktor Hasip Bey’in kolunu tutarak hafifçe doğruldu.-Buyur generalim, diyerek kılıcını uzattı.Hayret! Rus generali Ganeçki, ellerini yüzüne kapamıştı-Ben, bu kılıcı alamam!Diye geri geri çekiliyordu. Onun da gözleri yaşlıydı. Hayatında ilk defa böyle büyük bir kahramanla karşılaşıyordu. Mücadele müsavi şartlar altında geçmemişti. Bire karşı ona hücum etmişler, her defasında yenilmişlerdi. Gazi Osman Paşa vazifesini yapmış, dünya askerlik tarihine şan ve şerefle dolu bir destan hediye etmişti. Böyle bir kumandanın kılıcı nasıl alınırdı? Osman Paşa, bir araba ile Plevne’ye götürüldü. Yolda, başkumandan Grandük Nikola ile Romanya prensi Karol tarafından karşılandı. Grandük elini Osman Paşa’ya uzattı:-Siz ne büyük askersiniz Mareşalim, dedi.Prens Karol de büyük bir saygı ile eğildi. Paşa’nın elini sıkmak istedi, fakat Osman Paşa vermedi.-Ben, koskoca bir imparatorluğun müşiriyim, bir âsiye elimi sıktırmam, dedi.O tarihe Romanya Osmanlı devletine bağlı bir eyaletti. Bu savaşta da Romanya halkı Rusların yanında yer almışlardı. Plevne’ye gelirken düşman askerleri yollarda sıralanmışlar, bu yaralı aslanı alkışlıyorlardı. Gazi Osman Paşa, ertesi gün Plevne’ye gelen Rus Çarı I. Alexandr’ın huzuruna çıkarıldı. O da bu kahramanın kılıcını almak cesaretinde bulunamadı. -Mareşalim, dedi, sizi candan tebrik ederim. Müdafaanız, askerlik tarihinin en güzel hadiselerinden biri olmuştur. Sizin gibi bir kumandanın kılıcı alınmaz. Onu kendi memleketinizdeymiş gibi şerefle taşıyabilirsiniz.Bir müddet sonra Gazi Osman Paşa, Harkov’a götürüldü. Orada 34 ay kadar esir kaldıktan sonra İstanbul’a gönderildi ve büyük bir merasimle karşılandı. Sultan II. Abdülhamid Han, onu alnından öperek taltif etti.
submitted by MertHr to kopyamakarna [link] [comments]


Ellerini cekip benden- kader b. Ft.umutcan Kukuli - Akşam Yatmaz Sabah Kalkmaz - YouTube DJ Hamida Ft. Cheba Maria - Calma calma (Clip Officiel ... bana ellerini ver Ebru Yaşar - Kalmam ( Erkan KILIÇ Remix ) - YouTube Eflatun - En Güzel Ben Sevdim (klip) - YouTube Derin Beyan: Pandemi Sürecinde Tüketicilerin Duygularını Anlamak Eda Baba - Ellerimde Çiçekler - YouTube Survivor Barış  Yapılan Haksızlıklar - YouTube İşte dünyanın en zengin genç kadınları - YouTube

Sağ Kolda Uyuşma Nedenleri - Doktor Fizik

  1. Ellerini cekip benden- kader b. Ft.umutcan
  2. Kukuli - Akşam Yatmaz Sabah Kalkmaz - YouTube
  3. DJ Hamida Ft. Cheba Maria - Calma calma (Clip Officiel ...
  4. bana ellerini ver
  5. Ebru Yaşar - Kalmam ( Erkan KILIÇ Remix ) - YouTube
  6. Eflatun - En Güzel Ben Sevdim (klip) - YouTube
  7. Derin Beyan: Pandemi Sürecinde Tüketicilerin Duygularını Anlamak
  8. Eda Baba - Ellerimde Çiçekler - YouTube
  9. Survivor Barış Yapılan Haksızlıklar - YouTube
  10. İşte dünyanın en zengin genç kadınları - YouTube

Yapım Adı: Uçsuz Bucaksız Söz & Müzik: Eflatun Düzenleme: Eflatun Mix & Mastering: Eflatun Editör: Erdem Uyanık Editörlük Yapımcı: Aşk Müzik Yapım Klip Künye... Classical Music for Relaxation, Music for Stress Relief, Relax Music, Bach, ♫E044 - Duration: 1:12:36. Yellow Brick Cinema - Relaxing Music Recommended for you Yapılan haksızlıklara ve algılara açıklayıcı bir video klip yapmak istedim. Ben bu kadar eleştiri ve haksızlığı bir araya getirirken bile yoruldum. Üstelik d... Çizgi film kahramanımız Kukuli Akşam Yatmaz Sabah Kalkmaz şarkısı ile karşınızda. Sevilen çizgi kahramanlarımız Tinky Minky ile eğlenceye hazır mısınız? Hayl... Eda Baba - Ellerimde Çiçekler (Canlı Performans) Söz/Beste: İlhan Şeşen Klasik Gitar: Emre Ay Keman: Üner Demir Ud: Ongun Ülker Editör: Median Müzik Edisyon ... Share your videos with friends, family, and the world ABONNEZ-VOUS ICI : http://bit.ly/1pTuIqn Nouveau clip de DJ Hamida feat. CHEBA MARIA 'Calma Calma' extrait de l'album 'A La Bien Mix Party 2017' disponible p... İnsanlar gerçekten ellerini 20 saniye yıkıyor mu? İşsiz kalma konusunda endişeli mi? Alışkanlıklarımız değişti mi, yoksa 'Eski Normal'e geri mi döneceğiz? Anadan babadan kalma müslümanlık olmaz.wmv ... 1:57. arif altunkaya mehmet ali mutlu dost meclisi 'ellerini çekip benden' - Duration: 4:21. ajda16 336,332 views. 4:21. Bu Ayrılık Neden ... dÜnyanin en zengİn kadinlarinin lİstesİ bellİ oldu. 40 yaŞin altindakİ genÇ kadinlarin servetlerİ dudak uÇuklatiyor. en zengİn kadin kendİ makyaj ve gİyİm ma...